Günlük Arşivler: Temmuz 31st, 2007

kaçırdık.

henüz bu konulara yeni yeni ilgi duymaya başladığımdan ve pek çok şeyi aynı anda öğrenip benden önde gidenlere yetişme amacı güttüğümden geçmişte olan bir takım şeyleri kaçırdığımı farkedince üzülüyorum.

hem garanti bankası sponsorluğunda hem pazarlama ana temalı bir organizasyonu kaçırmak beni son derece üzdü.

lakin;

orada şu an olmam lazımdı. ya da bu organizasyonun şu anki donanımımla gerçekleşmesini daha çok isterdim.

bakalım nedir womm?

çok yabancı değiliz aslında. fısıltı gazetesi bizim için hiçte farklı birşey değil.

bu womm olayında kendimizi riske atmadan direk ürünü denemiş kullanıcıları dinliyoruz. kobay değil onlar. ayıp.

bu noktada internet blogları çözüm olabilir. bakkaldan sakız alıcak adam okumaz gerçi bu konuda hangi sakız iyi diye. ama dubai’de sakız yasak olduğu için ve sadece medikal sakızlara izin olduğu için; bu ülkeye medikal sakız ihraç etmeyi düşünen biri gayet blogları okur. müşteri tahmini yapar.

yani neymiş? hem son kullanıcı hem de ilk üretici ve arada kalan her kişi bu blogları okuyarak yaptığı işin etkilerine bakabilir. değerlendirebilir. görüşlerini değiştirebilir.

ekşisözlük hepinizin takdiri. başkalarıda var tabi. itüsözlükte bunlardan birisi. bu tip sitelerde kelime kelime aradığınız her ürün, şehir, kitap, organizasyon hakkında bilgi sahibi olabiliceğiniz gibi; aldığınız bu bilgilerin son kullanıcının birebir takdiri olduğu çok net. fakat yine de bazı konularda yorum yapan sayısı arttıkça net bilgi almanız zorlaşabiliyor.

en nihayetinde bloglar. sözlükte yazılamayanlar için kullanılan bu siteler yine bir takım konularda size doğru bilgiye ve görüşe en yakın yorumu verebilecek siteler.

bilgi fazla. verilmesi ve geri bildirim alınması gereken bilgi ise kişisel bilgi, deneyim. işte womm, işte yeni nesil pazarlama.

“insanlık öldü mü canlarım? yaşıyor hala”

 birisi size bunu durduk yerde söylese. ve hatta bu adam otobüs şöförü olsa? bildiğimiz belediye otobüsü. istanbullular için iett!…

evet istanbul da her gün bu cümleyi defalarca kuran bir adam var. bir şoför. 129 k şoförü. ve hatta ismi yaşar.

mecidiyeköydeyim. günlerden cuma. karşının taksisi olmamdan mütevellit evime dönmek üzere cehennemin yanındaki duraktan otobüse binmek için beklemekteyim. elimde derindenizler isimli goldaş broşürü bulunmakta. tasarımlara bakıyorum. süper diyorum. otobüste okuyacak bişey olmadığı için yarısını otobüse bırakıyorum.

otobüs şoförü otobüse yaklaşıyor. 40 dakkaya evdeyim negzel diyorum. akbilimi çıkarıyorum ki sürekli kaybettiğim için artık cüzdanımda taşıyorum, işim bitince cüzdanıma koyuyorum.

akbil makinesine uzanırken birisi bana hoşgeldiniz diyor. hoşbulduk diyorum istemsizce. kafamı kaldırıp baktığımda akbil aletinden gelen garip sesin arka tarafında hergün bizi evden işe işten eve taşıyan değerli bir gülümseme yakalıyorum. aynı değerde bir gülümsemeyle cevap veriyorum, samimice.

o anda farkediyorum ki sadece bana değil, her binene aynı karşılama yapılıyor. kendimi özel hissetmem için bir neden yok.

18 metrelik araca kim bindiyse herkese hoşgeldiniz diyen ve bunu hiç alınmadan ona sinsi sinsi gülen herkese aynı karşılamayı yapıyor.

araç duraktan ayrılmadan

“siz değerli yolcularımız. iett tesislerine hoşgeldiniz. en güzel yolculukların sizin olmasını diliyorum. bostancı köprüsüne kadar sürecek yolculuğumuzun keyifli geçmesini umar, hayırlı günler dilerim” diyor.

garipsemem ben yurdum insanını.

otobüs kalkıyor. yaşar amca konuşmaya devam ediyor. hayatın zorluğundan hiç sıkılmadan bahsediyor. sıkılmadan bahsetmek kolay değil hayat zor.

köprülü kavşaktayız. iş saati olması nedeniyle otobüs baya yoğun.

“değerli müşterilerimiz, duraktaki arkadaşlarımız için sağlı sollu ilerleyerek yer açalım. bu durakta otobüse binmek için bekleyen siz de olabilirdiniz” diyor.

ne düşünceli adam diye düşünürken insanlıktan nasibini az almış! karşıdaki gruba pis bir bakış fırlatıyorum. toparlanıyorlar.

otobüsten inerken yine aynı dileklerle uğurluyor bizi. evimize. güven içindeki yuvamıza. insanlık ölmedi yaşar amca. sadece konsepti biraz değişti. evimizde annemiz birtek bizi o şekilde karşılar oldu. bunun dışında pek yüzümüze bakan yok. sokaktaki adam “small talk” işini başaramayınca gazetesini alıp okurken yaşlı teyzelere yer vermeyince bir takım değerlerimiz değişti.

eski otobüs muhabbetleri de kalmadı artık. herkesin kulağında i-pod. ya da cep telefonu kapalı şartı olmasına rağmen cep telefonuna entegre radyosunu dinleyen insanlar.

o günden beri belki denk gelirim umuduyla eve mecidiyeköyden dönüyorum.

siz de öyle yapın. ve bu şoförü en az bir kere görmeye çalışın. fena mı olur yaşar amcanın hayır duasını alsak?