süper sistem demokrasi. belki de bi revolution olarak görülebilir. ki bence sonuna kadar öyledir.
bakın ingiltereye. 1948 yılında yapılan bir kanunla ülkenin sağlık harcamaları olduğu gibi devlet tarafından karşılanıyor.
peki devlet bu kaynağı nereden buluyor?
cevap çok basit. sağlıklı vatandaşların ödediği vergilerle.
yani siz sağlıklıysanız elbetteki birilerine yardım etmek istersiniz.
belki de annemin dualarının kabul olduğu gün olur bu.
annem hep;
-ülkeye hayırlı bir evlat ol, der.
buna olduğu gibi bir sosyal sorumluluk olarak bakabilirsiniz. hasta insanlara yardım etmenin dayanılmaz hafifliğini ancak bu şekilde yaşarsınız.
düşünsenize. acil bir durum oldu. gittiniz devlet hastanesine. kazara oldu belki bu seçiminiz. ama gittiniz. harcamalarınızı devletin karşılamasından daha güzel ne olabilir ki? hele ki acil durumlarda.
bunu yaparken hiç bir sigorta kurumuna
-acaba bu hastaya yapılan müdehaleyi kurumunuz karşılar mı, gibi bir şey sormaya gerek kalmasa.
fransada da aynı durum söz konusu.
doğumunuza 7 hafta var. 6 aylık bakım ücretini ödemişsiniz. ikinci 6 ay bedava. hastane yatak yemek. all included.
peki ya ilaçlar? devlet onları da karşılıyor. sistem şöyle işliyor.
1 kutu ilaç 6,65£
10 kutusu ne yapar? 66,50£
peki ya 60 kutu? 66,50£
şaşırdınız değil mi? üstelik ilaçların niteliği önemli değil. ister kanser ister aids ilacı olsun. ya da 120 kutu aspirin. ödeyeceğiniz para belli.
gelelim asıl konuya.
şu dönemlerde yapılacak seçimlerden dolayı bütün partiler vaad, manifesto(çirkin bi kelime ama türkçesi bu, special thanks to tdk) yoluyla halka ulaşmaya çalışıyorlar. söylüyorum, kim ki ingilterede uygulanan sağlık düzenlemesini türkiye’ye getireceği konusunda beni ikna etsin oyumu ona vereceğim.
çok uzak değil. seyredin. belgeseller iyidir. michael moore. sicko.
sağlık konusunda düzenleme yapılması gerekiyor. hem de acilen. ben artık reality show tadında hastane kapısında kalmış hastaları ana haber bültenlerinde görmek istemiyorum.
bu kadar.



Yorum Yapın